Kırmızı, siyah ve beyaz armoniyle kolaj, fotomontaj ya da fotoğraf ve üzerine Futura yazı karakteriyle döşenmiş bir slogan: “Your Body is a Battleground veya I Shop Therefore I Am” (Vücudunuz Bir Savaş Alanı veya Alışveriş Yapıyorum Öyleyse Varım). Barbara Kruger’i 20 yıl sonra Londra’ya getiren yeni sergi, kült statüsündeki sanatçının söylemlerinin ve on yıllar önceki işlerinin güncelliğini koruduğunu ortaya koyuyor. Kruger’in günümüze uyarladığı, kendi tabiriyle remikslediği eserlerden oluşan Thinking of You. I Mean Me. I Mean You, Serpentine Gallery’den Outernet Londra’nın Now binasına, buradaki 360 derecelik dev ekranlara uzanıyor. Kruger’in başlı başına bir deneyim niteliği taşıyan sergisindeki kendine referanslı eserler, sanatçının eleştirel söyleminin dayandığı magazin ve tabloid kültürünün günümüz medya/sosyal medya kodlarıyla ne kadar iç içe olduğunu da gösteriyor.
Serginin adı akla, sanatçının W dergisinin Kasım 2010 sayısı için yaptığı ve Kim Kardashian’ı resmeden kapağı getiriyor; kapakta Kardashian çıplak, mahrem bölgelerini örten kırmızı şeritlerde, Kruger stiliyle özdeşleşmiş beyaz Futura yazı karakteriyle şöyle yazıyor: “It’s All About Me, I Mean You, I Mean Me” (Her Şey Benimle İlgili, Yani Seninle, Yani Benimle). Kardashian’lı W kapağı belli bir ironi taşısa da, sanatçının eleştirdiği meseleyi ele aldığı ortam nedeniyle, metalaşmış kadın bedeninin yeniden üretilip tüketim devridaimine sunulması gerekçesiyle eleştirilere hedef olmuş, sanat yaşamına grafik tasarım işleriyle dergilerde başlayan Kruger’in bu çalışması pek de hoş karşılanmamıştı. Eski işlerin yeni medya araçları ve ortamlarının kodlarıyla yeniden yorumlandığı Thinking of You. I Mean Me. I Mean You. internet çağının pop biçemlerini kullanarak eski mesajların yeni ortamlarda da geçerliliğini koruduğunu ortaya koyma iddiasında. Tüketim kültürü hızlı ve amansız, kadın bedenleri hâlâ çeşitli ideolojilerin savaş alanlarıyken, medyanın yeni ya da eski sayısız kanalında insan varlığı da sonsuz bir hızla akan imge ve söz kakofonisi içinde savrulmayı sürdürüyor; görsel imgenin metinle kurduğu birliktelik estetik anlamda artık şoke etmiyor belki izleyiciyi; ama bunca zaman sonra aynı söylemlerin, aynı sloganların karşılığının halen mevcut olması, bizim kendi halimize dair başlı başına bir yorum ortaya koyuyor. Eski işlerinde reklam spotlarına, yazılı basın manşetlerine gönderme yapan Kruger, bu sergideki seçkisinde şimdi ağırlıklı olarak sosyal medya diline, internet meme’lerine, rap dizelerine yaslanıyor.

Sanat yaşamına grafik tasarım işleriyle başlayan Kruger’in dergi kapaklarından biri de “Your Body is a Battleground” işini uyarladığı New York dergisi çalışması.
NEW YORK DERGİSİ: © NEW YORKMAGAZINE, 2022
1989’dan 2022’ye kadın hakları
Thinking of You. I Mean Me. I Mean You. 2021’de sanatçının anavatanı ABD’de, Art Institute of Chicago’da (Chicago Sanat Enstitüsü) çıkmış ilk kez sanat izleyicisinin karşısına. Serginin başat nitelikteki eseri “Untitled (Your Body is a Battleground)” Kruger’in 1989’da Washington’da düzenlenen Kadın Hakları Yürüyüşü için tasarlanmış, eylemin çıkış noktası da kürtaj hakkı. 2022’de Yüksek Mahkeme ABD’de kürtajı yasallaştıran Roe vs. Wade kararını iptal ettiği sırada Kruger’in bu kült eseri, Los Angeles County Museum of Art’ta (LACMA), Thinking of You. I Mean Me. I Mean You.’da sergide ve aradan geçen on yıllarda iktidarın bir türlü kat edemediği bir arpa boyu yolun, kadın bedenlerinin erkek siyasetinin dinamosu olduğunun göstergesi. Sergide benzer bir mesaj veren bir diğer Kruger eseri 1986 tarihli; negatif bir kadın yüzü görselinin üzerinde yine Futura’yla şöyle yazıyor: How come only the unborn have the right to life? (Yaşam hakkı neden sadece yeni doğanlara ait?)
Kruger, “Untitled (Your Body is a Battleground)”un yapılışından şöyle bahsediyor: “O zaman 1989’da, Washington DC’de kadın haklarıyla ilgili iki büyük eyleme katılmıştım. 1973’te (Yüksek Mahkeme’nin Roe vs. Wade kararıyla) başardık sanmıştık ama yıl 1989’du ve aynı şey oluyordu. Planned Parenthood ve NARAL gibi derneklere ulaşıp bir şeyler yapabileceğimi söyledim ama içlerinden biri zaten bir ajansla çalıştıkları söyledi. Kim olduğumu bilmiyorlardı, zaten ben de o zamanlar kim olduğumu bilmiyordum. O nedenle kendi baskılarımı kendim aldım ve Whitney’den öğrencilerimle beraber Manhattan’ın dört bir yanına asmaya koyuldum.” Kruger’in sanatının aradan geçen bunca zamanda halen geçerliliğini koruması, somut bir hakikati ortaya koyuyor: Kadın hakları iktidar politikalarının hâlâ hedefinde, savaş devam ediyor. İktidara çöreklenen erkekler, kadın sömürüsüyle siyaseti harlamayı, kadın bedenlerini disipline tabi tutmanın çeşitli metotlarını icat etmeyi sürdürüyor. “Your Body is a Battleground”, Hindistan’da, kadınlara menstrual ped ve sair malzeme talebi içeren bir kampanyada ve hem 1991 hem de 2021’de kürtaj karşıtı politikaların protestolarında Kruger’in onayı ve katılımıyla Lehçeye uyarlanarak kullanılmış, Varşova ve Szczecin sokaklarında boy göstermiş.
Sanatsal başlangıcını grafikle, Mademoiselle dergisinde yapan ve reklamcılık ve dergicilik ortamlarının biçemleriyle diyalog kurma biçimlerini estetize/politize ederek kendi söylemini yalın ve doğrudan bir biçimde inşa eden Kruger’in kışkırtıcı spotları şimdi neredeyse birer aforizma niteliğinde; fakat birer Hallmark kartı olmaktan uzak, daha çok bir tokat ya da kroşe gibi çalışıyorlar zamanımızın siyaseten yüklü atmosferinde. Gelgelelim Thinking of You. I Mean Me. I Mean You.’nun belki de en sönük işi, yeni paradigmaların içinde nasıl düşünebileceğimizi, eskileri nasıl sorgulayabileceğimizi irdeleyen yerleştirme – kırmızıyla vurgulanmış, yuvarlak içine alınmış kelimeler içeren bu uzun metin, düzeltiye uğramış bir kompozisyonu anımsatıyor ve post-hakikat çağında kim olduğumuza, kim olabileceğimize değiniyor fakat kültleşmiş Kruger eserlerinin vurucu etkisini taşımaktan uzak kalıyor.
Kruger imzalı TikTok filtresi
Kruger’in görsel ve metni bindirme ve sergileme biçiminin çok doğrudan, çok yalın bir etkisi var. Bunda kuşkusuz dergicilik geçmişinin etkisi büyük zira metin, adeta spot gibi, fırlıyor izleyiciye karşı. Thinking of You. I Mean Me. I Mean You.’da poster nitelikli kült işler, hareketli ekranlarla, değişen spotlarla destekleniyor, zamanımızın ekran akışlarını anıştıran bir diyalog kuruyor karşısındakiyle. Kelimeler sanatçının söylemi olmaktan uzak, izleyicinin bilincine paralel bir biçimde yanıp sönüyor, değişiyor, sanatçı söylemin sahibi olmaktan çıkıp etrafımızı kuşatan delice gürültüyü, çağın sesini ve imgelerini aktaran, yansıtan, hatta patlatan bir kanal haline geliyor. Serginin en çarpıcı işlerinden biri, “Untitled (Forever)” (İsimsiz [Sonsuza Dek]). 2017 tarihli bu yerleştirme, beyaz bir odaya döşenmiş siyah bir metinden oluşuyor. Metin George Orwell’den bir alıntıyla başlıyor: “Geleceğin resmini görmek istiyorsanız, bir insanın suratına sonsuza değin basan bir postal hayal edin.”
Serginin merkezî işlerinden bir diğeri, “Untitled (No Comment)” (İsimsiz [Yorum Yok]). Dev bir ekranda görüntüler hızla akıyor, sürekli değişiyor: Donald Trump, Amerikan bayrağı, saç ören bir kadın, akordeon çalan bir adam, aynadaki imgesine ateş eden biri, gri ve dev bir kedi ve sair görüntülere eşlik eden sloganların (mesela bir Voltaire alıntısı: “Saçma şeylere inanmanızı sağlayanlar korkunç şeyler yapmanıza neden olurlar”) ardından salonda yükselen bir ses: “Paylaştığınız için teşekkürler.”
Görünen o ki Kruger, sosyal medya platformlarının dilini de, tabloid ve magazin basının dili gibi dinamik bir biçimde kullanıyor, öyle ki sanatçı, Serpentine’daki sergi için bir TikTok filtresi dahi tasarlamış. Serpentine’ın kendi hesabında ise “Thinking of… Me” satır altıyla bir kutu açma videosu yer alıyor. Hışırtılı, yer yer iç gıcıklayan sesler eşliğinde açılan paketten sergide de yer alan bir iş çıkıyor; bu ayna işlevi gören çelik zemine “Thinking of You I Mean Me I Mean You” yazılı bir plaka. Etiketler sosyal medya kodlarıyla uyumlu: #Serpentine #BarbaraKruger #ASMR #unboxing.
Gelgelelim Marshall McLuhan’ın dediği gibi araç ortam değil artık burada, onun yerine ortamı kullanan, mesajı gören ya da ona kulak veren, sonra da kaydıran ve bir sonrakine geçen kullanıcı hedef tahtasında. Dil bir silah ve Barbara Kruger’in bugün zaman zaman klişe dahi bulunabilecek eserlerinin zaman içinde eskimemesi, gündemini yitirmemesi tartıştığımız, savaştığımız cephelerin halen aynı olmasından kaynaklanıyor. Sanatçının yazılı metni iletme biçimi ise bizim bugün kendimizi konumlandırdığımız sosyal medya kanallarının doğrudanlığıyla aynı nitelikte. Karşımızdaki sözler kime ait? Bu ses sanatçının sesi mi yoksa bizim kendi iç sesimiz mi? Sen ve ben kimiz ve niçin, nasıl yaşıyoruz? Kruger’in metinlerinin ezici, otoriter tınısı, izleyiciyi bu ezelî tüketim ve tükeniş çağında kendi kaybolmuşluğuna, kendi tükenişlerine savuruyor.
Kruger, “Eserlerimin arkaik bir hale gelmesini çok isterim,” demiş LA Times’la yaptığı bir söyleşide; bu beyan bile, 1970’lerden bugüne eleştirdiği patriyarkayı, iktidar politikalarını, tüketim kültürünü yeniden üreten günümüz toplumuna dair bir yorum, ironik bir serzeniş.