Art Basel ve UBS geçtiğimiz günlerde, dünya çapında sayıları 2.800’den fazla olan, çok yüksek net değere sahip kişilerin (high-net-worth individuals, HNWI) alışkanlıklarını ve tutumlarını analiz eden yıllık Survey of Global Collecting’in (Küresel Koleksiyonculuk Anketi) en sonuncusunu yayımladı. Rapora göre, her biri 1 milyon dolardan fazla harcanabilir servete (gayrimenkul ve şahsi işleriyle ilgili mülkler hariç) sahip bu varlıklı müşteriler –2022’de pazardaki en yüksek seviyenin “toplam büyümeyi sürdürmenin anahtarı” olması sayesinde– sanat ticaretini canlı tutuyor. Müzayede evleri ve satıcılar için, 1 milyon doların üzerindeki segmentin diğer düşük fiyatlı katmanlardan daha iyi performans gösterme eğilimi”nde olduğu belirtiliyor.
Bununla birlikte, anketin bulguları arasında, 2023’ün ilk yarısında, bu varlıklı katılımcıların yalnızca yüzde 9’unun, fiyatı 1 milyon doların üzerindeki eserleri satın almayı düşündüğü ve 2021’de yüzde 12 olan bu oranın geçmiş yıllara nazaran düştüğü uyarısı da yer alıyor. Bu düşüş, “Covid-19 sonrası satışlarda yaşanan güçlü toparlanmanın ardından giderek zayıflayan yüksek gelirliler”e işaret ediyor.
Sektöre daha geniş bir bakış açısı sunan Art Basel ve UBS’in son Sanat Piyasası Raporu, sanat ticaretinde geçen yıl yaklaşık 67,8 milyar dolarlık satış gerçekleştiğini tahmin ediyor; bu rakam, piyasanın 2008 mali krizinden sonra toparlandığı 2011 yılındaki tahmini 64,6 milyar dolarlık cirodan (enflasyon hariç) yaklaşık yüzde 5 daha fazla.
Ulusal ekonomiler gibi uluslararası sanat piyasasında da büyüme, durumun iyi olduğunun bir göstergesi. Ancak sanat ticareti, satışların son 11 yıldır büyük ölçüde yatay seyrettiği nispeten küçük bir küresel ticaret. UBS verilerine göre, dünyadaki HNWI nüfusunun 2011’den bu yana iki kattan fazla arttığı göz önüne alındığında, durumun neden böyle olduğu sorusu ortaya çıkıyor.
Art Basel ve UBS raporlarını hazırlayan ekonomist Clare McAndrew, en yüksek seviyenin, pazarın geri kalanını taşıdığı, geçen senenin de bunun çok açık bir örneği olarak gösterilebileceğini; ancak daha sonra genel olarak hayli durgun bir sonuç elde edildiğini söylüyor. McAndrew, dünyadaki 59,4 milyon milyoner ve 2.640 milyarderden kaçının düzenli olarak sanat eseri satın aldığını kimse bilmiyor gibi görünse de bu sayının “nispeten küçük olduğunu dolayısıyla sanata ilginin ve sanat harcamalarının tüm segmentlerde genişlemesinin kesinlikle daha önemli bir büyüme anlamına geleceği”ni ekliyor.
Başka bir deyişle, uluslararası sanat piyasası toplam satışlarda büyüme gösteremiyor çünkü ultra zengin alıcılardan oluşan niş bir gruba aşırı bağımlı hale geldi. Teorik olarak, eğer müşteri tabanı genişlerse ve daha mütevazı bütçelere sahip olanlar, 355 milyar dolarlık lüks endüstrisinde olduğu gibi, daha düşük fiyatlı ürünleri “ölçeklenebilir” miktarlarda satın alırlarsa, önemli bir büyüme sağlanabilir.
Ancak Thomas Piketty, Paul Krugman ve Branko Milanović gibi seçkin ekonomistlerin araştırmaları bize, yüksek gelirli ülkelerdeki orta sınıfların küresel gelir eşitsizliği güçleri tarafından sıkıştırıldığını ve servetin giderek artan bir şekilde yüzde 0,1 ve yüzde 0,01’lik kesimin elinde toplandığını söylerken bu nasıl olabilir?
Aşağıdan yukarıya alternatifler
Zenginlerin sanat harcamalarının aksine, “profesyonel” koleksiyoncuların satın alma alışkanlıkları nispeten daha az sayıda sistematik çalışmaya konu oldu. Ancak sanat ve hediyelik eşya piyasalarında daralmaya dair anekdot niteliğinde kanıtlar mevcut.
“Bir keresinde, yaklaşık 15 yıl önce, TEFAF Maastricht’te 81 adet fatura kestiğimizi hatırlıyorum. Bu yıl aynı ciroyu yaptık, hatta biraz fazlasını; ancak beş [fatura] kestik,” diyor Londra merkezli antika harita satıcısı Daniel Crouch. Crouch’un deneyimi, günümüz sanat ve antika satıcıları arasında çokça duyulan, alıcıların daha az olduğu ancak daha yüksek fiyat seviyelerinden alım yaptıkları gözlemini örnekliyor.
Ancak daha genç oyuncular, piyasayı aşağıdan yukarıya doğru canlandırmayı ve bu işin ciddi takipçilerinin de yüksek kaliteli sanat eserlerine sahip olmasını demokratikleştirmeyi hedefliyor. Örneğin Amsterdam merkezli çevrimiçi pazar Avant Arte, uygun fiyatlı eserlerin edisyonlu baskıları ve heykel serileri üretmek için 2017 yılından bu yana çağdaş sanatçılarla işbirliği yapıyor. 20’li yaşlarındaki Christian Luiten ve Curtis Penning tarafından 2014 yılında bir blog olarak başlatılan Avant Arte’nin Instagram’da 2,6 milyon takipçisi var ve bugüne kadar aralarında Ai Weiwei, Elizabeth Peyton, Jenny Holzer ve Tschabalala Self gibi önemli isimlerin de bulunduğu 241 sanatçıyla çalıştı. Avant Arte’dan bir sözcü, şirketin 22 binden fazla edisyonlu eser sattığını söylüyor.
“Sanatın insanlar üzerinde entelektüel ve duygusal olarak derin bir etkiye sahip olduğu”nu söyleyen, Avant Arte’nin –Luiten ve Penning gibi müzikten çağdaş sanata geçiş yapan– CEO’su Mazdak Sanii sözlerine şöyle devam ediyor: “Buna rağmen müzik, moda ya da çok daha demokratik tabanı olan diğer kültür alanlarıyla yan yana koyduğunuzda sanatta aynı geniş etki alanını bulamamanız, benim açımdan dengesiz bir durum.”
Sanii, Avant Arte’nin kısa süre önce “yeni nesil” alıcılar olarak adlandırdığı kişiler arasında bir anket yaptığını ve ankete katılanların yarısından fazlasının 40 yaşın altında olduğunu, katılımcıların yüzde 90’ının da “sanat dünyasını sıcak bulmadığı”nı ortaya çıkardığını söylüyor. “Çözümün en azından bir kısmını bu genç koleksiyonerler sağlayacak,” diye ekliyor ve bir Avant Arte baskısının ortalama fiyatının yaklaşık 2.000 euro olduğunu belirtiyor.
Baskılar yüzyıllardır iyi sanatı demokratikleştiriyor ancak Phillips New York, 15 yıl önce Warhol, Hockney, Hirst ve Banksy gibi popüler sanatçıların baskılarını kurnazca, “edisyon” gibi daha havalı bir isimle yeniden piyasa sürüp lüks endüstrisinin sınırlı olmazsa olmaz ürünlerini taklit ettiğinde, pazarın bu alt kümesine bir destek vermişti. 2008’den 2023’e kadar Phillips’in dünya çapındaki Editions müzayedelerinin yıllık cirosu yüzde 827 oranında arttı. Departman geçen yıl, 2022’ye göre neredeyse yüzde 30’luk bir artışla 40 milyon dolarlık satış gerçekleştirdi.

BANKSY: © JACK MASTERS
Diğer müzayede evleri ve Avant Arte gibi şirketler de baskıları isim değişikliğiyle edisyon olarak yeniden piyasaya sürme konusunda Phillips’i takip etti. Sanat dünyasının sosyal ve mali açıdan korkutucu olduğuna dair yaygın algı göz önüne alındığında, daha geniş bir kitlenin benzersiz parçaları satın almaya nasıl teşvik edileceği daha büyük bir zorluk gibi görünüyor.
Instagram tabanlı Artists Support Pledge (ASP), 200 sterlin veya daha düşük taban fiyatıyla, Mart 2020’de Covid-19 pandemisinin başında Sussex kökenli ressam Matthew Burrows tarafından hayata geçirildiğinden bu yana ezber bozan bir platform olduğunu kanıtladı. Burrows’a göre, platform o zamandan bu yana 1 milyondan fazla orijinal eser yayımladı ve yaklaşık 100 milyon sterlinlik tahminî satış yaptı. Ancak Burrows salgının azalmasından bu yana cironun yavaşladığını da ekliyor.
Burrows, “İyi haber şu ki Artists Support Pledge genişliyor,” diyor. ASP şimdilerde, eserlerini orijinal ASP sitesinde de yayımlamaları koşuluyla sanatçıların kendi özel sergi alanlarında herhangi bir değerdeki eserlerini sergileyebilecekleri sanal bir galeri oluşturmak için teknoloji şirketi Vortic’le birlikte çalışıyor. Bu girişimin önümüzdeki yılın başlarında hayata geçmesi bekleniyor. Burrows sözlerine şöyle devam ediyor: “Yeni platform, sanatçılara eserlerini nasıl ve ne zaman satışa sunacakları konusunda daha fazla özerklik tanırken, mütekabiliyet esaslı ekonomi anlayışını da koruyacak şekilde tasarlandı.”
Yeni nesillerin ilgisini çekmek
Bunlar olurken, fiziksel galeriler de yeni nesil genç profesyonelleri orijinal çağdaş sanat eserleri satın almaya teşvik etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Güney Londra merkezli Copperfield, tek seferde binlerce dolar harcamayı göze alamayan alıcılara cömert taksitli ödeme koşulları sunan pek çok galeriden biri.
Copperfield direktörü Will Lunn, “Bir kişi spor salonuna verdiği parayı Larry Achiampong’un küçük bir eserinin aylık ödemelerinde kullanmak için salonu bırakıp parkta koşmayı alışkanlık edindi,” diyor. “Bu eser onun için gerçekten anlamlıydı ve biz de ona bu olanağı sağlamaktan büyük memnuniyet duyduk.”
Ancak bu tür düşük fiyatlı girişimler, sözgelimi parfümün, lüks ve güzellik sektörlerini desteklediği gibi, uluslararası sanat ticaretinin can çekişen orta pazarını gerçekten canlandırabilir mi? Ticari veri şirketi Statista’ya göre, koku pazarının dünya çapındaki satışları 2023’te 58,3 milyar dolar. Bu, Art Basel ve UBS’in 2011’den bu yana tüm küresel sanat piyasası için yaptığı yıllık satış tahminlerinden çok da uzak olmayan bir rakam. Financial Times’a göre efsanevi Chanel No.5’in satışları, parfümün 100. yıldönümü olan 2021’de Chanel’in 12,3 milyar dolarlık gelirinin yaklaşık üçte birini oluşturdu. 35 mililitrelik bir şişenin fiyatı şu anda yaklaşık 71 sterlin; bu rakam Artist Support Pledge’de 200 sterline satılan eşsiz bir eserden bile hayli düşük. Goldsmiths, Londra Üniversitesi’nde lüks marka yönetimi alanında öğretim görevlisi olan Kelly Meng Parnwell, “Marka ismi, lüks müzayede evleri için en güçlü varlıklardan biridir,” diyor. “Tüketiciler lüks logolu daha düşük değerli ürünleri, ürünün estetik değeri için değil, lüks markaların kendilerine sağlayabileceği sosyal değer için satın alırlar.”
Sanat piyasasının “uygun fiyatlı” üst seviyesi için sorun da burada yatıyor. İlginç ama az tanınan bir sanatçının eserinin fiyatı binlerle, hatta yüzlerle ifade edildiğinde iyi bir değer gibi görünebilir. Ancak lüks markaların egemen olduğu, nakit sıkıntısı çeken bir tüketim kültüründe, 71 sterline bir efsane satın alabiliyorsanız, hemen hemen tüm sanat pahalı görünür.
Ailede husumet
Soyut dışavurumcu müteveffa sanatçı Helen Frankenthaler’ın (üstteki resimde) yeğeni Frederick Iseman tarafından açılan yeni bir dava, vakfın yönetim kurulunu “Frankenthaler’ın mirasını bilfiil yok ederek” vakfı kötü yönetmekle ve kendi kendini pazarlamakla suçluyor. Davalılar arasında Iseman’ın kuzeni Clifford Ross ve sanatçının üvey kızı Lise Motherwell de bulunuyor.
Rakam
£250K
Çevrimiçi pazaryeri olan Showpiece tarafından 1 Kasım itibarıyla Banksy’nin “Valentine's Day Mascara” (Sevgililer Günü Maskarası) adlı duvar resminden 2.000’den fazla kısmi hisse satılarak toplanan minimum miktar. Ancak Banksy'nin stüdyosu, bu yılın başlarında bir duvardan kesilen eseri onaylamayı reddetti ve finansal düzenlemeler konusunda uzman bir avukata göre, dava açılması halinde Showpiece’in kısmi hisse projesi yasadışı ilan edilebilir. (Bir açıklamaya göre Showpiece kendi pozisyonuna “güveniyor”.)