Tıpkı 1848’in Devrimler Yılı olarak anılması gibi, 2024 de Seçimler Yılı olarak anılacak. Aralarında ABD, Birleşik Krallık, Hindistan, Pakistan, Rusya ve Tayvan’ın da bulunduğu 70’ten fazla ülkede dünya nüfusunun yarıdan fazlası sandık başına giderken,The Economist’in deyimiyle “tarihin en büyük seçim yılı”nda bazı ülkelerde aslında doğrudan demokrasi oylanacak.
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, ifade özgürlüğü her yönüyle işleyen bir demokrasinin temel unsuru olarak kabul ediliyor.Ancak The Economist’in son Demokrasi Endeksi’ne göre, dünya nüfusunun yüzde 8’den azı “tam demokrasi” ortamında veya bir başka deyişle“sivil özgürlükler ve temel siyasi özgürlüklerin hem saygı gördüğü hem de demokratik ilkelerin gelişmesine elverişli bir siyasi kültürle güçlendirildiği” bir toplumda yaşıyor.
Batı demokrasilerinde kültür savaşlarının başlamasıyla birlikte, Ukrayna ve Ortadoğu’daki ölümcül çatışmalar ve giderek daha fazla seçilmiş hükümetin otoriterliğe kayması hem kamusal hem de özel alanda ve hatta görsel sanatlarda ifade özgürlüğüne yönelik tehditleri gün geçtikçe artırıyor.
Örneğin kasım ayında Londra’daki Lisson Gallery, ABD’nin İsrail’e yaptığı yıllık 3 milyar dolarlık yardım paketi hakkında sosyal medyada eleştirel bir yorum paylaşan Çinli sanatçı ve aktivist Ai Weiwei’nin yeni eserlerinden oluşan programa alınmış sergisini süresiz olarak erteledi.
Galeri ertelemeyi duyururken yaptığı açıklamada, “İsrail ve Filistin topraklarında yaşanan trajik acıları sona erdirmek için her türlü çabanın gösterilmesi gereken böyle bir dönemde,antisemitik veya İslamofobik olarak nitelendirilebilecek tartışmalara yer olmadığı”nı gerekçe olarak gösterdi. Lisson, Ai’nin “ifade özgürlüğüne verdiği desteğe” derinden saygı duyduğunu açıklamasına eklese de, bu özel durumda Ai’nin ifade özgürlüğünü kısıtlamayı gerekli gördü.
Ai konuyla ilgili görüşünü açıklarken, “Toplum siyasi, ekonomik ve ideolojik açıdan giderek daha kısıtlayıcı hale geliyor, şüpheleri ve tartışmaları bastırıyor. Bu eğilim, ideal olarak ifade özgürlüğünü teşvik etmesi gereken üniversiteler, medya kuruluşları ve sanat platformlarında da açıkça hissediliyor,” dedi.
İngiltere Sanat Konseyi (ACE) kısa bir süre önce politikalarını güncelleyerek fon sağladığı sanat kuruluşlarıyla ilişkisi olan sanatçıları“kişisel bir sıfatla gerçekleştirilse bile, açıkça siyasi veya aktivist olarak değerlendirilebilecek faaliyetler”in ACE’nin “itibarını riske atabileceği” konusunda uyardı. Her ne kadar ACE, çok sayıda sanatçının bu uyarıya hızla tepki göstermesi üzerine bir açıklama yayımlayarak “hiçbir şekilde sanatsal ifadeyi sınırlama amacı taşımadığı”nı iddia etse de, bu kaygı verici hava halen devam ediyor.
“Picasso’nun ‘Guernica’sı veya Goya’nın ‘El 3 de mayo de 1808 en Madrid’i (3 Mayıs 1808’de Madrid’de) gibi sanatçının güçlü duygularını ifade eden son derece politik eserlerin günümüzde sergilenmesi giderek zorlaşıyor,” diyen Ai, “bu sorunun sadece büyük şirketlerin ve müzeler gibi sanat kurumlarındaki ekonomik yapıların dayattığı sistematik kısıtlamalardan değil, aynı zamanda sanatçıların otosansüründen de kaynaklandığı”na işaret ediyor.
Sansür mü anlayış göstermek mi?
Görsel sanat, insan yaratıcılığının muazzam bir çeşitlilikle sergilendiği alanlardan biri. Peki ticari ve kurumsal sanat dünyası artık, bu çalkantılı dönemle doğrudan ilişkili olan eserleri –ve sanatçıları– sergilemenin çok fazla risk içerdiğini mi düşünüyor? Yoksa çağdaş sanat günümüzde tüm bu kaygı verici çalkantılardan uzak, duygusal ve finansal bir sığınak olarak daha fazla mı değer görüyor? Sanatçılar otosansür mü uyguluyor yoksa yalnızca küratörler ve koleksiyonerlere istediklerini mi veriyor?
Bu ay Hong Kong’da düzenlenecek Art Basel’e katılacak uluslararası 243 simsarın, 2020’de Pekin yönetimi tarafından kabul edilen ve eski İngiliz kolonisinde ifade özgürlüğünü kısıtlayan Ulusal Güvenlik Yasası’yla bağlantılı eserleri sergilemekten kaçınacağı neredeyse kesin gibi görünüyor. Aralık ayında 80’den fazla insan hakları örgütü tarafından imzalanan ortak bildiriye göre, en az 260 kişi bu tedbir kapsamında tutuklandı.
Art Basel, fuarlarındaki eserlerin içeriğiyle ilgili resmî bir güvenlik soruşturması uygulamadığını savunuyor. Hong Kong’daki Art Basel’ın direktörü Angelle Siyang-Le, “Galerideki sergiler bu tür bir onay sürecine tabi değildir,” diyor. “Tüm Art Basel sergilerinde olduğu gibi, seçici kurulumuz başvuruları inceler ve galerileri yalnızca stant tekliflerinin niteliğine ve yıl boyunca sergiledikleri programın gücüne göre seçer,” diye ekliyor. Buna karşın, Hong Kong fuarının,isminin açıklanmasını istemeyen düzenli katılımcılarından biri simsarların yerel yetkilileri kızdırabilecek eserler sergilememeye özen gösterdiklerini belirtiyor.
Dolayısıyla,özellikle sanat piyasasının 2023’teki düşüşten sonra toparlanma belirtileri gösterdiği düşünüldüğünde Hong Kong’da işler normal seyrinde akıyor gibi görünüyor. Londra merkezli analiz firması Art Tactic’in en son Güven Araştırması’na göre 120 uzman katılımcı “en kötü günlerin geride kalmış olabileceği”ni düşünüyor.
Özellikle şu anda önemli çağdaş sanat fuarlarını domine eden büyük, renkli, kültürel farklara duyarlı resimlerle ilgili olduğu için bunun bir borsa değerlendirmesine benzemesi şaşırtıcı sayılmaz.
Courtauld Sanat Enstitüsü’nün eski profesörlerinden, High Art Lite: The Rise and Fall of Young British Art kitabının yazarı Julian Stallabrass, “Sanat artık bir yatırım türü haline geldi,” diyor. “Gösterişli bir şekilde takdim edilen, markalaşmış sanatçılar piyasa için erişilebilir, tutarlı işler yapıyor,” ifadelerini kullanan Stallabrass, bu tür eserleri,“genellikle arkasında özümsenebilir bir hikâye olan dekoratif ya da provokatif” ürünler olarak nitelendiriyor. Stallabrass, “tüm sanat türlerinde yüksek bir çıta olarak günümüzün siyasi sorunlarına değinen sanat eserlerini görmek için sanat fuarlarının ve ticari galerilerin dışına bakmak gerektiği”ni de sözlerine ekliyor.
Gazze’den Guernica’ya
Gazze’de devam eden çatışmalar sırasında sahada çalışan kuşatma altındaki foto muhabirlerini destekleyen yaratıcı bir hareket olan Unmute Gaza (Gazze’ye Ses Ol), bu sorunlara karşı ortak bir tepki verilmesini amaçlayan eylemlerden biri. Birleşmiş Milletler, Hamas’ın 7 Ekim’deki terör saldırısından bu yana Gazze’de 120’den fazla gazeteci ve medya çalışanının öldürüldüğünü bildiriyor. Greenpeace aktivistleri ocak ayında, Picasso’nun 1937 tarihli savaş karşıtı başyapıtı “Guernica”ya ev sahipliği yapan Madrid’deki ReinaSofiaMüzesi’nin ön cephesine Shepard Fairey’nin çığlık atan Filistinli bir çocuğu resmettiği devasa bir illüstrasyon astılar. Filistinli foto muhabir Belal Khaled tarafından çekilen fotoğraftan esinlenen Fairey’nin çalışması, Unmute Gaza’nın dünya çapında 80’den fazla şehirde farkındalık yaratma girişimleri ve halkın ücretsiz olarak indirebileceği baskılar için yararlandığı,30’dan fazla sanatçının düzinelerce illüstrasyonundan yalnızca biriydi.

Shepard Fairey’nin Unmute Gaza hareketi için yaptığı Filistinli çocuk resmi Madrid’deki Reina Sofia Müzesi’nin cephesine asıldı.
SHEPARD FAIREY: UNMUTE GAZZE
Hareket adına konuşan ve ismini vermek istemeyen bir sözcü, “Unmute Gaza, sanatçılar, dünya kamuoyu ve Gazze’deki sivil halk arasında köprü kuruyor,”derken, hareketi de “hükümet ve medyanın sessizliğinin yanı sıra genel olarak sanat dünyasının sessizliğini kınayan yaratıcı bir tepki” olarak tanımlıyor.
“Guernica”, Paris Dünya Sergisi 1937’deki ulusal pavyonunda İspanya Cumhuriyetçi hükümeti tarafından resmî bir ısmarlama eser olarak tanıtılmıştı. Oysa içinde bulunduğumuz ateşli jeopolitik ortamda, önemli bir sanatçının ticari sanat fuarı ya da sergisi bir yana, kurumsal bağlamda ahlaki öfkeyi böylesine açık bir şekilde ifade edecek eserler yaratabileceğini hayal etmek bile zor.
Guernica bombardımanı için resmî bir kayıp sayısı açıklanmasa da, çoğu araştırma yaklaşık 1.600 veya daha fazla insanın öldürüldüğüne işaret ediyor. Picasso, Alman ve İtalyan faşistler tarafından gerçekleştirilen katliama tepki gösterirken, demokratik dünya o zamanlar doğru ve yanlışa dair net bir ikili anlayış sergiliyordu.
Ancak şimdi herhangi bir sanatçı, 7 Ekim’de Hamas teröristleri tarafından öldürülen 1.200 İsrailli ya da 7 Ekim’den bu yana İsrail ordusu tarafından öldürülen (ve sayıları giderek artan) 28 binden fazla Filistinli hakkında yeni bir “Guernica”veya “El 3 de mayo de 1808 en Madrid” yaratabilir ve sergileyebilir mi? İki tablonun yapılması ve yan yana asılması gerekir mi? Yoksa itibarın zedelenmesi riski, ahlaki açıdan çetrefilli olan bu konulardan kaçınmanın daha iyi olacağı anlamına mı gelir?
Bu yılki uluslararası sanat sergisini düzenlemesi için Brezilyalı küratör Adriano Pedrosa’yı seçen, Venedik Bienali’nin görev süresi dolan başkanı Roberto Cicutto, “Hiçbir küratör, sergisinin temasını seçerken doğrudan dönemin sıcak konularından yararlanmaya çalışmaz ancak hepsi bu konulardan etkilenir,” diyor. Pedrosa’nın Stranieri Ovunque – Foreigners Everywhere (Yabancılar Her Yerde) adlı seçkisi, toplumların geleneksel olarak “yabancı” olarak gördüğü queer, aykırı ve yerel sanatçıların eserlerine odaklanıyor. ABD ve Hindistan gibi büyük nüfuslu ülkelerde demokratik değerlerin daha da aşınmasına yol açabilecek seçimlerin yapıldığı böylesine önemli bir yılda, kurumsal sanat dünyası anlaşılır bir şekilde siyasetten ziyade kültürel politikalara odaklanırken, ticari sanat dünyası da yine anlaşılır bir şekilde ticarete devam ediyor. Peki geride kalanlar daha ne kadar sessiz kalacak –ya da susturulacak?
Rakam
79,8 milyon dolar
→ Art Tactic’in 1 Şubat’ta yayımladığı rapora göre, 2023 yılında modern ve çağdaş Afrikalı sanatçılara ait eserlerin müzayede satışından elde edilen toplam rakam.Bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 8,4 düşüş gösterse de, firma bu kategorinin geçtiğimiz yıl yaklaşık yüzde 18 düşüşün görüldüğü genel sanat müzayede piyasasından daha dirençli olduğunu ortaya koyuyor.
Sürpriz
→Yıllar önce kaybolduğuna inanılan Gustav Klimt’in Bildnis Fräulein Lieser (Bayan Lieser’in Portresi, 1917) eseri, mevcut sahibinin, portrenin öznesinin mirasçılarıyla anlaşmaya varmasının ardından ocak ayında yeniden gün yüzüne çıktı. Viyana’daki müzayede evi Im Kinsky tarafından 24 Nisan’da satışa sunulacak eserin tahmini fiyatı 30 ile 50 milyon euro arasında değişiyor.