Maria Callas'ın 7 Ölümü, operatik formu yedi aryaya indirgiyor. Her biri farklı bir eserden alınan bu aryalar, sırayla sahneleniyor. Ancak dramatik unsurlar olmadan, prodüksiyon zaman zaman kesik bir ritme takılıyor. Bununla birlikte, seçilen sopranoların güçlü performansları ve sahnedeki diğer unsurların canlılığına değinirsek, Abramović ve aktör Willem Dafoe'nun yer aldığı yedi kısa film, Petter Skavlan'ın anlatı unsurları ve Abramović'in librettosu ve Luka Kozlovacki'nin güçlü ses tasarımı 7 Ölüm'e bir bütünlük hissi vermeye yardımcı oluyor.
Eserin sıçrama noktası, Abramović'in 14 yaşında, Yugoslavya'da radyo dinlerken Callas ile ilk karşılaştığı an. Ancak proje, Callas'ın biyografisiyle pek ilgili değil, daha çok sanatçı için Callas'ın temsil ettiği şeyle ilgili; sahnede yıllar boyunca kalp kırıklığını ve ölümü simgeleyen bir kadın sonunda kendi yaşamında bunu temsil etmeye başlıyor. Kulağa sanatçının duygularının yansıtılması gibi geliyorsa (Callas üzerinde çalışan bilim insanlarının eleştirdiği gibi gerçekten kalp kırıklığından öldüğü (?) argümanı ile aşırı stilize bir şekilde mitolojiye benziyorsa), bu büyük olasılıkla doğrudur. Abramović, kendi yaşantısını Callas'ınkiyle iç içe geçiriyor. Örneğin 2010'da, Abramović'ın New York Modern Sanat Müzesi'nde düzenlenen The Artist is Present sergisinde, partneri ve meslektaşı Ulay ile yaşadığı ilişki sorunları kamuoyuna yansımıştı. Dolayısıyla iki diva kendilerini Londra Kolezyumu'nda rekabet halinde buluyorlar.

Nadine Benjamin ve Marina Abramović, '7 Deaths of Maria Callas' sahnesinde
Fotoğraf: Tristram Kenton
7 Ölüm, kahramanlarının ölümüne odaklanan lazer ışığıyla, operanın en bilinen eserlerinden bazılarının sonlarını yabancılaştırmakta çok başarılı. Bir olay örgüsü arayanlar, bunun yerine tekrar eden bir motifin kullanımına dair bir yorum buluyor: opera sahnesinde kadınların lanetlenişi. Burada proje, operatik form üzerine bir deneme gibi işlev görüyor. Aslında seyircisi gibi eser de her şeyi biliyor; hangi türün sahnelendiği ve hikayenin nasıl bittiği biliniyor. Ancak, kadınların kanlı ölümleri yalnızca genel bir özellik olarak kabul edilmiyor. Kader, kadın düşmanlığı ve heteroseksüel romantizmin içine gömülü ataerkillik hakkında fikirlerin havada uçuştuğu görülse de yapımın belli belirsiz çizilmiş anlatısı içinde, eleştirinin ayrıntıları çoğu zaman kayboluyor.
The Art Newspaper: Hangi yedi aryanın prodüksiyona gireceğine nasıl karar verdiniz?
Marina Abramović: Ölümü ve [Maria Callas'ın repertuarında] kadınların çoğunlukla aşk için nasıl öldüğünü düşünüyordum. Ve bu şekilde erkekler tarafından nasıl öldürüldüklerini. Buradan yola çıkarak en uygun aryaları buldum. La Traviata - Violetta'nın [Alfredo'ya] aşkı uğruna hayatını feda ettiği yer. Tosca - sevgilisinin öldüğünü öğrenince atladığı yer.Bir de Madame Butterfly vardı ki bu özellikle ilginçti çünkü 21. yüzyılda hara-kiri yapamazdım. Covid'den önce bile dünyamızın [gelecekte] nasıl tamamen radyoaktif ve zehirli olacağını düşünüyordum ve bu yüzden Cio-Cio San'a hazmat (tehlikeli madde) kıyafetini çıkarttırıp kendini ifşa ettirdim. Ayrıca Norma'nın Casta Diva'sı var ki ilk karar verdiğim parçaydı. Bu parça, 14 yaşındayken Maria Callas'ı ilk kez dinlediğim eser. Eserde Norma, aşkı için halkına ve ülkesine ihanet eder ve sonra onun tarafından ihanete uğrar. Ceza olarak ateşte yanmaya karar verir ama bu aynı zamanda adamın da yandığı tek eserdir. Bana göre bir bakıma kadın kahraman, adam ise sadece korkak.
Dolayısıyla [seçimim] ölüm hakkındaki tüm bu farklı düşünme biçimlerine dayanıyor: bıçaklanma, delilik, radyasyon ama aynı zamanda Callas'ın en romantik rollerini seçiyorum. Médée ile tanınır ama o hikaye çocuklarının ölümüyle ilgilidir , aşk yüzünden öldürürken benim tasvir etmek istediğim hikaye bu değildi.

Karah Son ve Marina Abramović, '7 Deaths of Maria Callas' sahnesinde
Fotoğraf: Tristram Kenton
Hikayeyi sadece aryalarla anlatma kararının sizi kısıtladığını hiç hissettiniz mi?
Çok zor ve karmaşıktı: sadece onun hikayesini anlatmakla kalmayıp benim hikayemi de onun hikayesine nasıl dahil edebilirdim ki? Benim de kalbim kırıldı, beni işim kurtarırken onu kurtaramadı. İşte bunları nasıl bir araya getirebileceğimi düşündüm. Ama aynı zamanda ben bir performans sanatçısıyım - bu yüzden Otello [filminde] sadece Otello'nun Desdemona'yı boğması değil, Ejderha Kafalar adlı işimde ve diğer birkaç performansta kullandığım yılanları da kullanıyorum.
Peki aryalar arasındaki hikayeyi nasıl anlatabilirdim? Sonra aklıma bulutları kullanma fikri geldi. Bulutları 17-18 yaşımdan beri resmediyorum ama burada [İtalyan sanatçı ve film yönetmeni] Marco Brambilla'dan büyük ekrana yansıtılan dijital bulutları yapmasını istedim. Fikir, [aryalar arasındaki] her bulut kümesinin farklı bir ruh halini temsil etmesi ve bir sonraki cinayeti tanıtmasıydı; sabah bulutları, dolunay, ateşli gökyüzü ve kasırga… Ve sonra bulutlarla birlikte, çok soyut bir şekilde, benim sesim hikayeyi anlatıyor ama açıklamıyor. Başlangıçta -gerçeği söylemek gerekirse- her operanın hikayesini anlatmayı düşünüyorduk ama bu çok indirgeyici ve aptalcaydı, hoşuma gitmedi. Çünkü bir yandan operaya giden bir izleyicinin zaten tüm hikayeleri bildiğini fark ediyorsunuz –bir yandan da, izleyicilerimin çoğu genç ve hayatlarında hiç operaya gitmemişler. Yani, orta yolu seçiyorsunuz: Hikayeyi anlatmadan kurulan düşsellikten bahsediyorum. Ardından da bir şeyleri açıklamaya yardımcı olan bir film var. Umuyorum ki bu başarılı olursa, genç izleyiciler dışarı çıkıp bu hikayeleri kendileri bulacaklar.

Aigul Akhmetshina ve Willem Dafoe '7 Deaths of Maria Callas' sahnesinde
Fotoğraf: Tristram Kenton
Performansın ilk bölümü sürrealist bir his uyandırıyor: Sahnenin geri kalanından farklı olarak garip bir ışıltının altında yatıyorsunuz, soprano sahnenin karşı tarafında, film perdesi arkanızda çok güçlü bir çizgi oluşturuyor. İnsana Giorgio de Chirico'yu ve Rene Magritte'in gece resimlerini anımsatıyor, siz burada nelerden etkilendiniz?
Bulutların yansıtıldığı perdeyi unutuyorsunuz; bu da başka bir katman ekliyor. Çok modern bir set yaratmak istediğimi biliyordum. Ayrıca bir performans unsuru eklemek istediğimi de biliyordum - yani beni bir saat boyunca gerçek zamanlı olarak yatakta yatırıyorsunuz. İyi olduğum bir şey varsa o da hareketsiz olmaktır; bu benim işim sayılır.
Ama bu kadar çok şeyi bir araya getirmek gerçekten önemliydi. Performansımız var, videomuz var, oyunculuğumuz var, opera şarkıcılarımız var, orkestramız var ve arkadaki projeksiyonlar -özellikle de benim ve Willem'in olduğu projeksiyon- sadece mega bir arka plan olmaması çok önemli. Örneğin, [Otello filminde] ben yatarken yılanın neredeyse kendi yatağıma geldiğini görüyorsunuz, bu yüzden ekranın içinde olduğunuz hissine kapılıyorsunuz. Ama gerçekten resim yapmayı düşünmüyordum. Sadece farklı sanat formlarını birleştirmek istediğimi biliyordum-özellikle de hayatımda hiç opera yapmadığım için. On yıl önce bile biri bana opera yapacağımı söyleseydi ona inanmazdım bile çünkü opera çok eski bir sanat dalı.
Londra'daki İngiliz Ulusal Operası daha çağdaş ve deneysel eserler sahnelemesiyle tanınıyor. Mekan seçiminde bunun bir rolü oldu mu?
2020 yılında Münih'te bu opera üzerinde çalışmaya başladığımızda, Callas'ın oradaki performans geçmişi nedeniyle Kraliyet Opera Binası'nda sahnelenmesini çok istiyordum. Bu yüzden oraya üç kez gittim ve üçünde de reddedildim. Sonra hiçbir şeyden vazgeçmediğim için İngiliz Ulusal Operası'nın yardımcı sanat yönetmenini [Bob Holland] Napoli'deki Teatro di San Carlo'daki gösteriyi izlemeye davet ettim. Gösteri on dakika boyunca ayakta alkışlandı. Gösteriden sonra soyunma odama geldi ve "Sanırım bu gösteriyi Londra'da yapacağız" dedi. Bu hayatımın en güzel deneyimlerinden biriydi; bu tür bir sevgi, destek ve anlayış. Fark ettiniz mi bilmiyorum ama sonunda tüm ekibin sahneye gelmesini istedim; insanların bu işe ne kadar enerji harcandığını anlamalarını istedim, bunu tek başınıza yapamazsınız. Sanırım kanımda var, ben gerçek bir komünistim.

Marina Abramović 7 Deaths of Maria Callas'ı sahneliyor.
Fotoğraf: Tristram Kenton
Projeye yöneltilen eleştirilerden biri de Maria Callas'ın hayatıyla ilgili bu projede son ana kadar hiç anılmamış olması. Callas'ın varlığını sahneye taşımayı başardığınıza inanıyor musunuz?
Niyetim kesinlikle onu sahneye taşımaktı ama bu çok karmaşıktı. Kendimle onun arasındaki bu ince çizgiyi nasıl koruyabilirim? Örneğin, son sahnede çarşafları, çiçekleri, telefonun yanındaki uyku haplarıyla öldüğü yatak odasının birebir kopyasını yaptık. Ama onu çevreleyen fotoğraflar benim kendi fotoğraflarım: benim düğünüm, benim kırık kalbim, onunki değil. Fakat Callas'ı geri getirmek imkânsız; onun sesi asla ölmeyecek. Birkaç yıl önce bu mekanda Callas'ı bir hologram şeklinde hayata döndürmek için bir girişimde bulunuldu ama işe yaramadı, onun yerini alamadı. Hiçbir zaman onun yerini almak istemedim; bu yüzden sonunda ses gramofondan geliyor ama arya bitmeden kesiliyor. Çünkü arya kafanızda bitmek zorunda, onu hatırladığınızda bitmek zorunda çünkü onun sesi, yeri doldurulamaz.
Maria Callas'ın 7 Ölümü bir opera eleştirisi mi?
Kadının her zaman öldüğü mecazın bir eleştirisi. Neden hep kadınlar? Ama bence kadınlar erkeklerden çok daha güzel, ölümleri daha dramatik. Duygusal olarak daha çok etkilenirsiniz, erkekler sadece gider ve ölür, o kadar. Ama edebiyata bakın, sinemaya bakın, tiyatroya bakın: sonunda kadınlar öldüğünde her zaman duygusal olarak daha çok etkileniyoruz. Bu aynı zamanda kadınların ölüm şekline dair bir yorum, sadece operada değil; bir erkek bir kadına ihanet eder, bu illa intiharla sonuçlanmaz ama kadın erkeğe ihanet ederse hemen ölür. Bu neredeyse bir lanettir.
7 Deaths'in sizin pratiğinizden aldığı bazı unsurlar var: bedene odaklanma, kan, dayanıklılık testleri. Bunu çalışmalarınızın neresinde görüyorsunuz?
Bir sanatçı olarak kariyerime başlarken, birbiriyle uyumlu olmayan pek çok farklı fikrim vardı - gerçekten her yerde görünüyordu. Nedenini tam olarak bilmeden bunları yapmak için inanılmaz bir ihtiyaç duyduğumu biliyordum. Yıllar geçtikçe, bulmacayı bir araya getirecek bilgeliğe sahip olacağım. Bu opera için henüz bu bilgeliğe sahip değilim ama nereye uyduğunu anladığım anın geleceğinden eminim. Sadece sezgilerim var; bir şeyler yapma dürtüsü. Bunun yaşlanmayla ilgili bir şey olduğunu biliyorum. Yakında 77 yaşında olacağım ve 20 yaşımdaki bazı performansları yapamam, bu mümkün değil. Fakat bu operayı 103 yaşıma kadar rahatlıkla yapabilirim.